top of page

Kitap Değerlendirmeleri

Herkese Açık·1 üye

Şeytanın Çırağı - Şiro Hamao

İki kısa hikayeden oluşan bu kitap bana tamamen Zweig enerjisini verdi. Kısa, gizemli ve yoğun duygulu.


İkisi de aldatma ve suçsuz suçlularla ilişkili hikayeler. Tam çerezlik, okuduğunuza pişman etmeyecek türden.


Kitabın adı ilk hikayede, baş karakterin kendisinde genç yaşta şeytani bir etki uyandıran, karakterini hiç özünde olmayan karanlık bir yöne çeken arkadaşından geliyor. Bu eski dostunu suçlayarak “şeytanın çırağı” olduğunu söylüyor.


Japon bir yazardan Zweig tadında bir hikaye yazımı beklemezdim beni oldukça şaşırttı.


Puanım: 8/10.

18 görüntülenme

Sahilde Kafka - Haruki Murakami

Böyle bir akışta ilerleyen kendi vibe'ı olan ama asla bir anlam içermeyen bir kitaptı. Yazarın hiçbir şeyi makul bir zemine oturtma kaygısı taşımadığını kabul ettiğiniz noktada daha anlaşılabilir oluyor. Sadece kendine has bir anlatımı var, çerçevesiz bir hikayesi var o kadar. Başı belli değil sonu hiç belli değil, sürrealist bir tablo gibi. Bana çok hitap etmedi açıkçası, sonuna kadar bir heyecan bir aydınlanma beklediğim için okudum ama sonu da bir yere varmadı. Murakami ile yıldızımız maalesef barışmıyor :( Puanım: 5/10.

23 görüntülenme

Babamın Yeri - Annie Ernaux

Beni her seferinde hayal kırıklığına uğratıyor bu yazar. Yine otobiyografik bir kitap, bu sefer babasının ölümünün ardından yazdığı yine fakirlik konseptli bir kitap. Bu yazarın dünyanın en fakir ve en gariban ailesinde doğmuş gibi hayat hikayesini anlatması bayağı can sıkıcı. Keşke kendi aile anılarının dışında çıkıp da biraz hayal dünyasını kullanabilseydi. Daha çok anı özelliği taşıdığı ve hatıra kitabına benzediği için okurken çok sıkıldım.


Puanım:2/10

16 görüntülenme

Normal İnsanlar - Sally Rooney

Kitabın olayı aslında situationship. Birbirine karşı duygusal ve fiziksel yakınlık duyan insanın asla bağlanamaması ve bütün kitap boyunca bir karın ağrısı gibi ilişkiyi yürütmeleri çok can sıkıcıydı. Biraz psikolojik açıdan okunursa az daha keyifli olabilir ama o duyguların çözümlenemeyişi bana tatsız geldi.


Karakterleri ele alıcak olursak, kendini anormal hisseden ana karakter Marianne kimseyle özel, sıcak bir yakınlık kuramadığı için hep yüzeysel yakınlıkta tutuyor ilişkilerini. Belki de yakınlık kurmayı bilmiyor. Ailesinden gördüğü mesafe, sevgisizlik ve şiddet onu soğuk bir mizaca çekmiş. Lise yıllarındaki zorbalıklar da onun içine kapanmasını pekiştirmiş. Yakınlık kurabildiği tek kişiye bile aslında kendini açamayan birisi olmuş.


Connell, Marianne kadar olmasa da o da içini açabilen birisi değil aslında. Yanında kendi olabildiği tek kişi Marianne ama onunla bile her şeyini paylaşamıyor.


Situationshipten kurtulamamalarının sebebi de aslında hissettikleri yakınlığı derinleştirme yetisinden uzak olmalarıydı bence. İçlerinden geçeni dökseler nasıl bir hikaye olurdu acaba?


Bu belirsizlikler ve sancılı git geller beni çok…


6 görüntülenme
  • Facebook
  • Twitter
  • LinkedIn

booklet

bottom of page